KISA SÜRELİ TERAPİ

Yaşam akışı içinde zorluklar, sıklıkla karşımıza çıkar. Biz bunlara 'yaşam olayları' deriz. Yeni bir işe girme, aileye bir bebeğin katılması, bir yakınımızın kaybı, ilişkimizin bitmesi, çocuğun okula başlaması, ailede bir hastalık haberi, ekonomik zorluklar, sosyal ilişkilerdeki aksamalar doğal yaşam olayları olmakla beraber çözülmeye ihtiyaç duyarlar. Çoğunlukla ‘problem’ olarak tanımlananlar, çözmek için kullandığımız yanış yöntemler olmaktadır. Böylece kişiler çaresiz bir kısırdöngüye düşebilirler. Her insanın içinde baş etme gücü ve kaynakları vardır, ancak zaman zaman bunlardan çok uzaklaşmış olduklarında çözümsüz olduklarını düşünür, negatif duygularının esiri olabilirler. Psikoterapi kişilere, kaynaklarını yeniden fark etmelerine destek olma biçimidir. Çatışmalarını görme, bunları farkındalık ve duygusal olgunluk kanallarını geliştirerek başetmelerine destek olmaktır.

Bazı eşlik eden durumlar bu çözülme, fark etme ve çözme sürecini yavaşlatabilir, zorlaştırabilir. Özellikle kişilerin yaşamında, kaygı bozuklukları, duygudurum bozuklukları, kişilik bozuklukları gibi travmatik izler bırakan yaşam olayları varsa, klinik tablolar eşlik ediyorsa kısa veya uzun dönemli psikoterapiden büyük ölçüde fayda sağlamak mümkündür.

Yaşam bir öğrenmeler bütünüdür, bazı öğrenmeler yerinde ve işlevsel bazı öğrenmeler işlevsiz ve hatta yaşamı bozguna uğratıcı olabilir. Psikoterapi ile işlevsiz öğrenmeleri fark etmek, anlamak, duymak ve yerine yenilerini koymak mümkündür. Yanlış öğrenmeler bizi çok kaygılı yapabilir, ‘atak’lara sebep olabilir, depresif bir sürece zorlayabilir, takıntılı veya aşırı evhamlı olmamıza neden olabilir, öfkeli, kontrol dışı davranışlarımızın sebebi olan yanlış öğrenmeler başımıza çokça dert açabilir. Psikoterapi kararı, "yaşamı daha işlevsel ve kendi gerçekliğiyle barışarak mı sürürmek istiyoruz, yoksa ızdırap ve hüsranımıza devam ederek mi yaşam yolumuza devam edeceğiz", kararıdır.