Bu Bir Uzaklaşma mı, Yoksa Korunma mı?

Evde sık tekrar eden bir sahne: 

Ebeveyn sorar: “Günün nasıldı?” 

Kısa bir cevap gelir: “İyi.” 

Devamı gelmez. Bir süre sonra iç sesler devreye girer: 

Ebeveyn: “Benimle konuşmak istemiyor. Saygısızlık bu.” 

Ergen: “Zaten anlamayacak. Anlatsam da fark etmeyecek.” 

Dışarıdan bakıldığında bu sahne basit bir iletişim sorunu gibi görünür. Ancak zihinselleştirme perspektifi, bu tür anların çoğu zaman bir iletişim eksikliğinden çok bir anlamlandırma kırılması olduğunu öne sürer (Fonagy et al., 2002).

Konuşmamak mı, Kapanmak mı? 

“Konuşmuyor” ifadesi genellikle davranışı tanımlar ancak davranışın arkasındaki zihinsel süreç farklı olabilir. 

Ergenin geri çekilmesi: 

Oysa bağlanma ve zihinselleştirme literatürü, bu tür geri çekilmelerin sıklıkla bir duygusal düzenleme ve korunma biçimi olduğunu göstermektedir (Mikulincer & Shaver, 2007). 

Bu noktada davranış şu şekilde yeniden çerçevelenebilir: 

Konuşmuyor → Kapanıyor → Korunuyor 

Örneğin bir ergen konuşmadığında, bu her zaman bir uzaklaşma anlamına gelmeyebilir. Bazen bu, o an hissettiği yoğun duyguyu düzenlemeye çalıştığı, yanlış anlaşılmaktan kaçındığı ya da kendini korumaya aldığı bir an olabilir. Bu açıdan bakıldığında sessizlik yalnızca bir yokluk değil, aynı zamanda bir düzenleme ve korunma çabası olarak da düşünülebilir. 

Zihinselleştirme Nedir ve Neden Bu Kadar Kırılgandır? 

Zihinselleştirme, kişinin hem kendi davranışlarını hem de başkalarının davranışlarını duygu, düşünce ve niyetler üzerinden anlayabilme kapasitesidir (Fonagy et al., 2002).

Gündelik bir örnekle düşünülürse:
Duraktan uzaklaşan bir otobüsün peşinden bağırarak koşan birini görmek. Bu sahne yalnızca bir davranış olarak da görülebilir (“koşuyor”), ama aynı zamanda o kişinin ne hissediyor ve ne düşünüyor olabileceğini de hayal etmek mümkündür: “Otobüsü kaçırmak istemiyor olabilir, geç kalmış olabilir, panik olmuş olabilir.” İşte bu şekilde, görünen davranışın arkasındaki zihinsel durumu tahmin etmeye çalışmak zihinselleştirmenin kendisidir.

Ancak bu kapasite sabit değildir.

Özellikle yoğun duygular devreye girdiğinde:

Bu durum literatürde zihinselleştirme kırılması (mentalization breakdown) olarak tanımlanır (Bateman & Fonagy, 2016).

Ergenlik: Zihnin Hem Açıldığı Hem Kapandığı Dönem

Ergenlik, zihinsel kapasitenin arttığı bir dönemdir. Ancak aynı zamanda, bu kapasitenin en kolay çöktüğü dönemlerden biridir (Midgley & Vrouva, 2012).

Bu kırılganlığın bir nedeni de nöropsikolojik gelişimle ilgilidir. Ergenlikte beyin hâlâ gelişmeye devam eder; özellikle duygularla ilişkili olan sistemler (örneğin tehdit ve yoğun duyguları işleyen yapılar) daha hızlı ve daha yoğun çalışırken, bu duyguları düzenlemeye yardımcı olan prefrontal alanlar henüz tam olgunlaşmamıştır. Bu nedenle ergenler bazen duyguyu çok güçlü hisseder, ama o duyguyu anlamlandırmak ve düzenlemek için aynı ölçüde destekleyici bir sistem henüz tam olarak devrede olmayabilir.

Özellikle şu duygular altında:

ergen zihni şu noktaya gelebilir: “Anlaşılmayacağım zaten.”  -> Bu noktada konuşmamak bir tercih değil, bir sonuçtur.

Aynı Anda İki Zihnin de Kapanması

Bu süreç sadece ergene ait değildir. Ebeveyn tarafında da benzer bir zihinsel daralma yaşanır:

“Beni umursamıyor.”
“Ne söylesem ters cevap veriyor.”

Zihinselleştirme temelli yaklaşıma göre, stres altında yalnızca çocuk değil, ebeveyn de zihinselleştirme kapasitesini kısmen kaybeder (Bateman & Fonagy, 2016).

Böylece döngü oluşur:

Bu döngü, ilişkisel kopuşu derinleştirir (Asen & Fonagy, 2012). Bu tür anlarda küçük bir zihinsel duraklama bazen süreci değiştirebilir:

“Şu an ne hissediyor olabilir?”

Bu soru, cevabı hemen bulmak için değil, zihinde alan açmak için sorulur.

Davranışın Altındaki Zihin: Ne Kaçırılıyor?

Dışarıdan görülen:

İçeride ise şu olabilir:

Zihinselleştirme yaklaşımı, davranışın kendisinden çok davranışı üreten zihinsel duruma odaklanmayı önerir (Fonagy et al., 2002).

Konuşmamayı Tekrar Düşünmek

Bazı ergenler dışarıdan:

Onlara yaklaşma girişimleri bazen “batan” “acıtan” bir tepkiyle karşılanabilir. Bu durum ebeveynler ve diğer yetişkinler tarafından sıklıkla saldırı olarak yorumlanır. Ancak farklı bir okuma mümkündür: Bu bir saldırı değil, bir korunma biçimi olabilir. Bağlanma kuramında bu tür geri çekilme, koruma amaçlı geri çekilme (defensive withdrawal) olarak tanımlanır (Mikulincer & Shaver, 2007). Yani görünen mesafe her zaman reddetme anlamına gelmez; bazen bu, duygusal yoğunluğu düzenlemeye yönelik bir çabadır. Bu noktada ilişkiye bakış da değişir.

“Nasıl konuştururum?” sorusunun yerini, “Şu an zihninde ne oluyor olabilir?” sorusu alır.

Zihinselleştirme temelli yaklaşımın özü de burada yatar: davranışı değiştirmeye çalışmadan önce, o davranışı mümkün kılan zihinsel durumu anlamaya çalışmak. Bu açıdan bakıldığında ergenin konuşmaması çoğu zaman bir kopuş değil, anlaşılmama beklentisinin bir sonucu olabilir. Kapanma ise çoğu zaman bir uzaklaşma değil, kendini koruma anlamına gelebilir.

Bu ayrımı fark etmek, ilişkide küçük ama önemli bir yön değişikliği yaratabilir. Bazen yalnızca bu bakış açısının değişmesi bile, tarafların birbirini yeniden duymaya başlaması için alan açar.

Ne Zaman Destek Almak Gerekir?

Ancak bazı durumlarda bu döngü kendiliğinden çözülmeyebilir.

Eğer:

bu, ilişkide olup biteni daha yakından ele almayı gerektirebilir.

Bu noktada amaç, birini değiştirmekten çok ilişkide tekrar eden döngüyü birlikte anlayabilmektir. Bu tür durumlarda, özellikle ergen odaklı aile terapisi, hem ebeveynin hem de ergenin birbirinin zihinsel dünyasını daha iyi görebilmesine ve ilişkinin yeniden kurulmasına yardımcı olabilir.

Kaynakça

Asen, E., & Fonagy, P. (2012). Mentalization-based family therapy. Child and Adolescent Psychiatric Clinics of North America, 21(1), 95–109.

Bateman, A., & Fonagy, P. (2016). Mentalization-based treatment for personality disorders: A practical guide. Oxford University Press.

Fonagy, P., & Allison, E. (2014). The role of mentalizing and epistemic trust in the therapeutic relationship. Psychotherapy, 51(3), 372–380.

Fonagy, P., Gergely, G., Jurist, E. L., & Target, M. (2002). Affect regulation, mentalization, and the development of the self. Other Press.

Midgley, N., & Vrouva, I. (2012). Minding the child: Mentalization-based interventions with children, young people and their families. Routledge.

Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.

Rossouw, T. I., & Fonagy, P. (2012). Mentalization-based treatment for self-harm in adolescents. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 51(12), 1304–1313.

Sena Erkin